Yanlışlıklar Komedisi Kısa Hikayesi
Sunum: Samanyolu Galaksisini oluşturan samanların bir kısmını kafataslarında "gelir zamanı" diyerek saklayanların televizyonu olan Samanyolu Tv; bundan bir süre önce (Birkaç ay kadar) gösterilen Kızgın Damdaki Kedi filminin adını daha anlamlı ve anlaşılır (Ve İslami geleneğe uygun) bir şekilde çevirmişti. (Bkz. başlık)
Tabi bunun bazı yan etkilerinin olması kaçınılmazdı. Mesela bana ilham vermesi gibi... Birkaç ay önce "sonra yazarım" diyerek savsakladığım ama bugün aklıma gelen bu kısa hikaye tamamen STV`nin güzel çevirisinin bende yarattığı çağrışımdan doğmuştur.
Yani; babası (ben) ve anası (STV) arasındaki aşkın meyvesidir.
Başlıyorum, sıkı tutunun! Veya bırakın yani siz bilirsiniz.
Ah bi yakalasa! Bunu yapanları bi yakalasa; çocukken oynadığı "yün yumağını yakalama" oyunu sırasında yumağa yaptıklarının aynısını onlara da yapacaktı. Ön patilerinin tırnaklarını - ki kendisi "pençe" diyordu- geçirip, ısıracak sonra da arka ayakları ile tepikleyecekti. Ardından bırakacak ve bir süre ilgilenmiyormuş gibi yapıp, yumağın (yani kundakçıların) hiç beklemediği anda tekrardan aynı şeyleri uygulamak üzere atlayacaktı üstlerine...
Öyle kızgındı ki kendi kuyruğunu yakalayacak kadar küçük veya köpek olsa, sinirinden onu kopartıp tükürebilirdi. Sırtındaki tüyler kirpileri kıskandıracak kadar dikleşmiş ve göz bebekleri, yükselen kara dumanı içine çekmiş gibi siyahlaşıp, büyümüştü...
Atlamayı düşündü. Ama alevler tarihi (yani tahta) binanın 4 duvarını da sarmıştı. Eğer atlarsa esaslı bir tütsülenme veya epilasyon yaşardı. Keşke biraz su olsaydı! Islansa, alevlerin içinden geçerken yanmaktan kurtulurdu. Sudan nefret ediyordu genelde... Fakat bu sefer, hiç olmadığı için...
Üstünde durduğu dam gitgide ısınıyordu. Dayanamayacağı kadar kızgınlaşması fazla zaman almayacaktı. Zaten bina da çökmek üzereydi.
Kim otopark yapmak için bir evi yakardı ki?! Hele bunu MART ayında kim yapardı? Bu onun göreceği son kızışma mevsimiydi anlaşılan... Ama ne kızışma! Büyük final türünden...
İşte, kızışma döneminde takıldığı tarihi konaktan ayrılıp, itfaiye istasyonuna taşınmasının hikayesi buydu. Vinçli merdivenden çatı seviyesine su sıkan ve bu sırada şans eseri kediciği son anda fark eden itfaiye erinin kahramanlığı sayesinde yaşıyordu. İtfaiye istasyonlarının alışılmış maskotu Dalmaçyalı cinsi bir köpek olmamasına karşın, siyah beyaz tüyleriyle durumu idare ediyordu. Göreve itfaiyecilerle çıkıyordu ve yanan binaların damlarının kızgın olup olmadığını kontrol ediyordu. İtfaiye erlerinin güvenliği için...
- Kızgın Son -
Samandolu Tv Sundu...
29 Temmuz 2009 Çarşamba
Damdaki Kızgın Kedi!
written & directed by, emredersiniz 0 yorum
16 Temmuz 2009 Perşembe
Sırrı
Sırrı daha küçücük bir yaşındaki veletti.
Bir tane de başlığı vardı.
Sonra Sırrı bir gün babaannesiyle parka gitti çünkü annesi ve babası Sırrı’yı bırakıp birlikte kaçmışlardı.
Neyse babaannesi Sırrı’yı yürütmeye çalıştı parkta.
9 aylık Serenay'da ordaydı ama aralarında mezhep farkı vardı.
Hiç arkadaş olamadılar.
Sırrı bir gün yürüdü.
Ve konuştu da.
Serenay gene ordaydı, sosyetik ev hanımı annesiyle.
Serenay Sırrı'nın başlığını aldı ve yere attı, ezdi.
Sırrı bunu unutmayacaktı.
Aradan yıllar yıllar geçti, okulları okullar kovaladı, hocaları öğrenciler derken Sırrı büyük adam oldu.
Serenay' da Amerika’da master, doktora, seminer, sertifika, derken yaşlandı.
Hiç tanışmadılar.
Ama Sırrı halende başlığını saklar.
And the end.
written & directed by, emredersiniz 0 yorum
28 Haziran 2009 Pazar
Müteakiben Şarjım Geldi!
A Little Story... But This Is Not Only A Story...
99 gram bir cep telefonuydu.
Evirdim, çevirdim, havaya attım, tuttum...
Ne yapacağımı bulamadım.
Tuş kilidini açıp kapamaktan şarjı azalmıştı.
Dur bari şarja takıyım dedim.
Bir hamlede şarj aletine bağladım.
Ve bir anda, karanlık odama nur indi sanki.
Gelen akımın farklı bi’ şeyler getirdiği belliydi.
Ama ne olduğunu anlayamamıştım.
Hemen çevirip ekrana baktım, kesin sendin o..
Mesaj atmıştın bana…
Bakmamla birlikte beynimin tüm vidaları yerinden oynadı.
Sadece şarj olduğuna dair uyarıymış.
Allah da benim belamı versin.
written & directed by, emredersiniz 2 yorum
12 Haziran 2009 Cuma
Pinokyo'da Bir Terslik Var!

Gepetto ustayı zan altında bırakmak istemem. Zira "ustalara saygı" kuşağıdır 80 Kuşağı... Bu kuşağın en küçük kişiliklerinden biri olarak saygısızlık etmek istemiyorum.
Ama hayatını ve "haya-" heceleriyle başlayan başka şeylerini, gerçeklerin ortaya çıkması için adayan, bunları gerekirse feda edecek biri olarak sessiz kalamazdım. Tabii geveze biri olarak da...
Konuya gelelim. Bildiğiniz gibi ağaçlar aşağıdan yukarıya doğru büyür. Doğadaki birçok şey böyledir. Suda yaşayanlar hariç. Su, farklı bir "doğa" dır. Orada yerçekimi yoktur. Suda yaşayan varlıklar "yatay" olarak yaşadıkları için soldan sağa veya sağdan sola (siyasi kimliklerine göre) büyürler. İki tarafa doğru büyüyenleri de vardır. Onlara "Deniz Yavşağı" deriz. İnsanın bir duruşu olmalı di mi? Gerçi deniz tabanında büyüyen bazı bitkimsi mercanımsı şeyler de yukarıya doğru büyür.
Yani nereye doğru büyüyeceğinizi, altınızda sert zeminin ve yerçekimi olup olmadığı belirler.
Karada yaşamasına rağmen "yatay" büyüyenler de vardır. Biz onlara, bilim adamları olarak "Şişko!" deriz. Ama sadece bilim adamLARI yani ÇOĞULken. Teke tek kaldığımızda dalga geçemeyiz. Bizim beyinlerimiz güçlüdür kaslarımız değil.
Balinalarla (memeli-balık) şişkolar (mememsi-insan) arasındaki bu benzerlik, hayatın suda başladığının bir başka kanıtı. İlk karaya çıkan varlık muhtemelen koşu yaparak kilo vermeye çalışıyordu. Çünkü yerçekimi olmayan suda, spor yaparak zayıflamak zordur.
Her neyse! Neden bahsediyorduk? Evet... Ağaçlar! Ağaçlar, aşağıdan yukarıya doğru büyürler. Yani yerçekimine zıt gelişirler. Tüm bu zıtlıklarına rağmen, bir elma ağacı ve bir Newton sayesinde "yerçekimini" anlamamız ne ironik?
Dolayısıyla, her ağacın ve dalın bir "aşağısı" bir de "yukarısı" vardır. Anlatılanlara göre Gepetto usta, Pinokyo`yu ormanda yürürken bulduğu bir kütükten oymuştur.Gelin bir an için Pinokyo`yu ve yalan söylediğinde olanları düşünelim. Acaba Gepetto Usta, Pinokyo`yu oluşturan sihirli kütüğü ters oymuş olabilir mi? Eğer kütük kalın bir ağaç parçası ise, yani bir tarafı daha ince değilse kolaylıkla böyle bir yanlışlık ortaya çıkabilir.
Sorun şu: Gepetto, kütüğü "TERS" yontmuş olabilir mi? Daha açık sorarsam, Yalan söylemek Pinokyo için cinsel bir uyarıcı mıdır? Uzayan gerçekten burnu mudur?
Tabii başka sorular da sorulabilinir: Kırmızı Başlıklı Kız, Güvenli Seksi mi sembolize ediyor:
- Pinokyo! Burnun niye uzuyor?
- Seni daha iyi...
written & directed by, emredersiniz 0 yorum
5 Haziran 2009 Cuma
Sınav Kaysısı

Sınava bir kaç ışık günü kala insanlarda ama yalnız insanlarda bir sınav kaysısı meydana gelir. Aman üç yanlışım ya bi doğrumu götürürse,aman ya beş yanlışım kellemi götürürse gibi zuhaller belirir kafatasımızda. Eğer yenmek isteyen varsa peşimden gelsin. Karayiplerin kazma girmemiş ve kadın eli değmemiş ormanında beraber kaysı partisi vermeyi kendime ödemeyeceğim bir borç bilirim. Hadi hep beraber kaysı festivaline!
Biletler biletixtedir büyük ihtimalle. Yine de bakın bi siz.
written & directed by, emredersiniz 0 yorum
23 Mayıs 2009 Cumartesi
Fareli Köyün Neyzeni
Masal İzafiyeti..
Zamanın birinde çok uzak bir krallık varmış. "Neye göre uzak?" derseniz, kısaca her şeye uzakmış.
Bu küçük krallığı bir gün fareler basmış. "Neye göre küçük?" derseniz, size yanıtım diğer krallıkların hepsinden küçükmüş.
Aslında olaylar krallıktaki insanların, etrafta sürünen iğrenç yılanlardan kurtulmak istemeleriyle başlamış. "Neye göre iğrenç?" sorusuna karşılık olarak; farelerden daha az, geriye kalanlardan daha çok iğrençlermiş.
Kral halkını mutlu etmek için tüm yılanları öldürtünce (anladınız mı ne kadar küçük bir krallık?) halk kısa bir süre mutlu olmuş. "Neye göre kısa?" dersek farelerin üreme hızı ile ilgili bir fonksiyon yazmak kadar kısa, sürmüş mutlulukları.
Her neyse... Doğal düşmanları ortadan kalkan fareler, krallığı içten fethederken bir çözüm arayan kral, çaldığı NEY ile hayvanlara istediğini yaptıran çok ünlü bir neyzeni çağırmaya karar vermiş. "Neye göre ünlü?" sorusu karşısında söyleyebileceği; Cenk & Erdem`den daha çok, Michael Jackson`dan daha az ünlü olduğuymuş.
Ayrıntıları atlarsak; neyzen, fareleri yok ettikten sonra doğal düşmanları ortadan kalkan böcekler tarafından yıkılan krallığın öyküsü burada bitiyor. Neye göre mi ayrıntı? Kaval ile Ney arasındaki farka göre…
Bu kadar yahu.
written & directed by, emredersiniz 0 yorum
6 Mayıs 2009 Çarşamba
Where Is Your Mind ?!
Ey insan!
Üstüne alınması gereken adem kızları, havva oğulları!
Ya da tam tersi!
Neyse işte!
Her ne kadar farkında olmasan da, muhtaç olduğun o küçücük beyin, kafatasındaki o büyük boşlukta mevcuttur.
Yani olması lazım..
Ordadır ordadır iyi bak..
(Kıssadan Hisse Senedi İttifak Devletleri, yersen.)
and the end.
written & directed by, emredersiniz 2 yorum

